Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (DESA) tarafından yayımlanan yıllık rapor, dönüşüm sürecindeki toplumlarda insanların sosyal imkanlara erişiminde yaşanan eşitsizliklere dikkat çekti.
BM Politika Koordinasyonu Sorumlusu ve Genel Sekreter Yardımcısı Bjorg Sandkaer ile Kalkınma Araştırmaları Birimi Başkanı Rashmi Banga, BM’nin günlük basın toplantısında, 2026’da dünyanın sosyal yapısıyla ilgili sorunları ele alan raporu kamuoyuyla paylaştı.
Raporda ayrıca sosyal içermenin yalnızca toplumsal bir amaç olmadığı; daha güçlü ekonomilerin, daha güvenilir kurumların ve daha dirençli toplumların da temelini oluşturduğu vurgulandı.
İnsanların bugün “olağanüstü yeniliklerin, etkileyici teknolojilerin ve büyük refahın” bulunduğu bir dünyada yaşadığını söyleyen Sandkaer, buna karşın milyonlarca kişinin “insana yakışır iş imkanlarından, nitelikli eğitimden, sağlık hizmetlerinden, dijital bağlantı olanaklarından ve topluma anlamlı biçimde katılma fırsatından” yoksun olduğunu belirtti.
Sandkaer, bu konuyla ilgili temmuz ayında yayımlanan bir rapora işaret ederek, 2 milyardan fazla kişinin halen internete erişemediğini, 730 milyon insanın ise elektriksiz olduğunu hatırlattı.
Sandkaer, son raporda ulaşılan sonuçları dünyanın farklı bölgelerinden örneklerle açıklarken şu ifadeleri kullandı:
“Sosyal içerme, başka bir deyişle hiç kimsenin geride bırakılmaması, yalnızca doğru olanı yapmak değil, aynı zamanda akıllıca davranmaktır. Dünyamızı yeniden biçimlendiren dönüşümlerin başarılı olup olmayacağı, herkesin bu süreçlere katılma ve onlardan fayda sağlama fırsatlarına, becerilerine ve imkanlarına sahip olmasına bağlıdır.”
Rapor, en başarılı ülkelerde dahi sosyal dönüşümlerin kapsayıcı olmadığını ortaya koyuyor
BM Kalkınma Araştırmaları Birimi Başkanı Banga, 2026 raporunun, dönüşümün en iyi gerçekleştiği ilk 4 ülkede dahi bu süreçlerin kapsayıcılığı kendiliğinden sağlamadığına ilişkin “ampirik kanıtlar” sunduğunu söyledi.
Banga, “Rapor, 168 ülkenin ekonomik, dijital ve enerji dönüşümlerindeki 25 yıllık ilerlemeyi sosyal ve ekonomik eşitlikle birlikte değerlendiriyor. Benzer gelir ve dönüşüm düzeylerine sahip ülkelerin çoğu zaman kapsayıcılık bakımından oldukça farklı sonuçlar elde ettiğini gösteriyor.” dedi.
Sosyal kapsayıcılığın “bir maliyet değil, yatırım” olduğu sonucuna ulaştıklarını vurgulayan Banga, şunları kaydetti:
“Sonuç olarak rapor, kalkınma planlamasında bir paradigma değişimi, yani yapısal dönüşüm yaklaşımından sosyal açıdan kapsayıcı dönüşüme geçiş çağrısı yapıyor. Bu değişim, kalkınma anlayışında, tek seferlik eğitim yerine yaşam boyu öğrenmeye yönelmek gibi bir dönüşümü gerektirecek.”



YORUMLAR
İLK YORUM YAPAN SEN OL